Hikayelerin Mucizesi

Hikayeler niye iyileştirir, bilir misiniz? Gerçektirler de ondan. Okuduğumuz, izlediğimiz en önemlisi de bizzat yaşayandan dinlediğimiz hikayeler bilimsel kuramlardan da, ahlaki doğrulardan da, toplumsal normlardan da daha gerçektirler. Kimi zaman gözlerimizin dolmasına, kimi zaman kahkahaya boğulmamıza kimi zaman da bizi sessizce düşünmeye iten bu hikayeler kaynaklarını sadece ama sadece yaşananlardan alır, tabi kurguysa bir de hayal gücünden. Ama (ticari kaygılardan arındırılmış) hayal gücü de zaten yaşanmışlıklarla yaşanabileceklerin kesişimi değil midir? Diğer her şey faso fiso.

Bir insanın hikayesini öğrenmek, onun yaşadıklarını onun gözünden deneyimlemektir. Bu da o insanın gerçeğidir. Yeşilin yeşil olması onu kırmızımsı görmenizi önlemez, eğer renk körüyseniz. Gerçekler var olanla etkileşimimize bağlıdır. Siz yeşili kırmızı görüyorsanız durursunuz, yok kırmızıyı yeşil görüyorsanız da geçersiniz. Ölünce demezler renk körüydü diye, kırmızıda geçti derler. Oysa siz yeşilde geçtiniz, sizin gerçeğiniz bambaşka. Sizin gerçeğinizle ilgilenmeyen insan nasıl önler ölümünüzü?

Eğer amaç ölümleri önlemek olsaydı zaten bunca dövülen kadın hikayesi dinlerken karılarını dövmüş hapisteki adamlar salıverilmezdi. Eşi tarafından bir kere aldatılan eşe savcı boşanma sebebi yok, bir kereden bir şey olmaz demezdi. Hele gelinini köpek gibi tuvalete bağlayan, aylarca yıllarca gün yüzü göstermeyen insanlığını kaybetmiş aileyi dışarıda tutanlar bir kadını sırf düşüncelerinden dolayı yıllarca buz gibi duvarlara mahkum etmez, bari bir kediyi ona çok görmezlerdi.

Evet, bugün bir yasa tasarısı geçti.  Bu yasa tasarısı şu maddeyi de içeriyordu: Yaralama, tehdit gibi suçlardan hüküm giyen bir buçuk yıldan az zamanı kalmış mahkumlar serbest kalacaklar. Bunların büyük bir çoğunluğu karısını döven tehdit eden adamlar. Şimdi dövülen kadınların hikayeleri çoğalacak, asıl mesele onlara kulak verenlere ne olacak? Onlar da çoğalacaklar mı yoksa eriyip gidecekler mi? Ta ki hikayeleri anlatacak tek bir ağız bile kalmayana dek.

Hikayelerin değil, kuralların gerçek olduğu bugün daha da önemli hikayeler. Yara ne kadar büyükse hikaye de o kadar elzem çünkü. Dinleyeceksin ki, öğreneceksin. Kendini dinleyeceksin, neler neler çıkacak oradan, hiç fark etmediğin yetenekler, en uçuk hevesler, en yaratıcı fikirler. Eski anılar, özlemler, değerler. Hepsi ama hepsi sana dair, senin hikayeni oluşturan unsurlar. Hikayeni öğrendikçe paylaşacaksın. Senin tecrübelerin başkasının feyzi olacak. Ya ders alacak ya da örnek. Sonra sen de başkalarını dinleyeceksin. Aileni, arkadaşlarını, öğretmenlerini, hayat arkadaşını, tanıdığın tanımadığın tüm insanları. Hepsi başka türlü bilemeyeceğin dünyalara götürecek seni. Bir de okuyacaksın, ya yaşanmışlıkları ya da yaşansaymışlıkları. Tüm insan hikayeleri senin içinde yeni insanlar doğuracak birken bin olacaksın. Anlayan olacaksın, zorlayan değil. Seven olacaksın değiştiren değil.

İşte o zaman ölene kırmızıda geçti, dövülene hak ettiydi, tecavüz edilene iffetsizdi demeyeceksin. O zaman gerçeği bileceksin. İçin kararsa da, gözyaşların yüzünü ıslatsa da, miden bulansa da bileceksin. Bildiklerine rağmen değil bildiklerin sayesinde güçlenecek, hikayelerin şifalı bilgeliğiyle iyileşeceksin.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s