Kafamda bir Tuhaflık

Bu aralar sıkça duyuyoruz, Ben Charlie’yim, Ben Charlie’yim diye.  Peki ben kimim? Bu sorunun önemini aklıma düşüren Orhan Pamuk’un son kitabı, Kafamda Bir Tuhaflık. Aslında kitabi bitirişimle Charlie Hebdo dergisine düzenlenen korkunç saldırıyı haber alışım aynı güne denk geliyor. O gün fazlasıyla duygusal bir günümdeydim. Herhalde kitabı bitirip göz yaşlarına boğulan tek insan falanımdır. Ama bitirince tekrar baştan başlamak isteyeceğiniz nadir kitaplardan olduğunu düşünen ya da en azından keşke devam etseydi, gerçek dünyaya dönmek ne zor hissine kapılan tek ben değilimdir. Tabi yılbaşı tatilinin de bunda payı vardır. 

Kitapta köyden İstanbul’a gelmiş Mevlut’ün hikayesi anlatılıyor. İki farklı kadına aşkı, Mevlut’ün kendini bir türlü olduğu gibi rahat hissedememesi. Mevlut saf, temiz, iyi niyetli, biraz hayalperest biri. Çevresindekiler mi, çoğu öyle değil elbet. Onlar nasıl köşeye dönerimci, kolay yoldan zengin olayımcı, ya da böylelerine ses çıkarmayanlardan. Hepsi farklı farklı karakterler, ama hepsi de çok bizden. Biri baban, biri dayın biri de bakkalın, o kadar yani. Neticede Mevlut çevresinden biraz farklı, doğru nedir, ahlak ne gerektirir, insanları nasıl mutlu ederim gibi konulara kafa yoran ve hayatında uygulayan biri. Fakat bu yüzden çevresindekilerin takdirine değil de çoğu zaman alayına layık görülüyor. Modern dünya. Alaylar, normalleştirme baskıları Mevlut’ü yalnızlaştırıyor. Yanlış mıyım diye çokça düşünüyor Mevlut – zaten hep iyiler düşünür ya bunu. Hangi grup insanla (sağcı-solcu, dindar-komünist) takılsa kendini rahatsız hissediyor, kendi gibi olamadığını fark ediyor. Bu düşüncelerle ezilen Mevlut yanında kendi olmaktan mutluluk duyduğu, sevdiği kadının elinden kayıp gitmesine izin veriyor. 

Kitapta çokça vugulanan  bir ayrım vardı: kalbin ile dilin niyeti arasındaki ya da başka bir deyişle kişinin resmi görüşüyle şahsi görüşü arasındaki fark. Pamuk kitabına bu konuyla ilgili çok düşündüren bir alıntıyla başlıyor zaten: Vatandaşlarımızın şahsi görüşleriyle resmi görüşleri arasındaki farkın derinliği devletimizin gücünün kanıtıdır- Celal Salik. Başkarakter Mevlut de kalbinden geleni/şahsi görüşünü bir türlü paylaşamıyor. İnsanlara ancak onların duymak istedikleri resmi görüşünü söylüyor. Bunlar da boş, tabulara boyun eğen, şekilciliğin (sağ, sol fark etmez) diplerinde gezinen ve ne yazık ki bir türü insani olamayan yaklaşımlar. Aslında bunlar etrafımızı o kadar sarmış, o kadar normalleşmiş ki insanların genel akımdan biraz farklı bir görüş bildirmesi ona saldırmak için makul bir sebep haline gelmiş- sadece kitapta mı? (Saldırmaktan kasıtım genelde sözlü saldırı ancak Charlie Hedbo da ne yazık ki buna nahoş ve güncel bir örnek oldu.)

Bu baskıdan muzdarip Mevlut, kalabalık içinde gittikçe derinleşen yalnızlığı, ayıplanmışlığı içinde gecenin kendi gibi yalnız fakat huzurlu sokaklarında insanlara boza satmaktan büyük bir mutluluk duyuyor. Bozasını çabaya, iyi niyete değer veren güzel insanlara satıp onları da mutlu ettiğine inanıyor. Bu yıllarca çevresi tarafından küçümsenmiş naif yaklaşımı Mevlut’ün şahsi görüşü, kalbinin niyeti. Ve ne zaman ki bunu söylemekten utanması gerekmediğini anlayıp kendini olduğu haliyle kabul ediyor, resmi görüşüyle şahsi görüşünü aynı noktada toplamış oluyor. Kalbinden geleni, en içindeki benliğini şefkatle kucaklıyor. Kitabı bitirdiğimde derin bir rahatlama hissettim, bir özgürlük duygusu. Sanki tutsak edilmiş benliklerimizi tekrar temiz havayla buluşturmanın yolunu bulmuştum. İçimdeki tüm çocuksu bulduğum, diğer insanların saflık diye nitelendireceği ama benim içten içe doğru olduğunu bildiğim görüşlerimle barıştım. Onlar hakkında hiçbir şey yapmasam, kimseye bir şey söylemesem bile o görüşler benim özümü oluşturuyorlar, benliğimi. Kimim ben? Neyle besleniyorum, hayatımla ne yapmak istiyorum? Toplumun ya da çevremin bana uygun gördükleri değil benim kendime yakıştırdıklarımı neler? Bu soruların sadece cevaplarını düşünmek bile bence beni azıcık da olsa özgür kıldı. Sırf bunun için kitabı okumaya değerdi.  

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s