Oskar’ın Güzel Konuşmaları

Ülkenin bu tahammül sınırlarını zorlayan fantastik-drama gerçekliğinden kurtulup kendimş biraz da dışdünyaya mesela Oskar Ödül Töreninin şaşaalı ve ışıltılı büyüsüne kaptırmaya karar verdim.
Benim için Oskar’ın en önemli meselesi ödüller değil ödül konuşmalarıdır (tamam biraz da elbiseler). Her yıl ilginç konuşmaları dinler hoşuma gidenleri hevesle çevremdekilere dinletirim. Bu yıl da özellikle iki konuşma beni çok etkiledi.
Birincisi, Imitation Game, Türkiye’deki adıyla Yapay Oyun ya da Enigma filminin yazarı Graham Moore’un ilham verici konuşması oldu:

“16 yaşımdayken kendimi öldürmeye çalıştım. Çünkü kendimi garip hissediyordum, farklı hissediyordum, hiçbir yere ait değilmişim gibi. Şu andaysa burda karşınızda duruyorum. Ve bu yüzden tüm kendini garip hissedenlerin, tüm hiçbir yere ait değilmiş gibi hissedenlerin de bu anı yaşamasını istiyorum. Evet, sen de bunu yapacaksın! Söz veriyorum ki yapacaksın! Garip olmaya devam et. Değişik kal ve sonra sıra sana geldiğinde ve bu sahnede durduğunda, lütfen bu mesajı diğerlerine de ilet.”


Graham neler yaşadı bilmiyorum ama farklı olmanın ayrıcalıklarını (!) baya bir tatmış biri olarak onu çok iyi anladığımı hissediyorum. Sırf ülkemizde değil tüm dünyada farklı olmak resmi olmayan ciddi bir suç. Ten rengin mi farklı, memleketin mi başka yoksa ana dilin mi, engelin mi var, ya da farklı bir fikrin mi? Ne olursan ol gel ve bizden ol, yoksa cezası, mesela ölüm, eh itirazlar, öbür dünyada alınacaktır.
Neyse ki Graham gibi insanlar da bir şeyler başarıyor ve bizler gibi toplumun yalnız kaplanlarına birbirimizi hatırlatıyor. Biz de varız. O kadar azınlık da değiliz hani. Sadece kalabalık durmaya ihtiyaç duymayacak kadar bireysel güç içimizde mevcut, o yüzden böyle ayrık ayrıkız. Biz ki çocukken, gençken, ve şimdi hep savaştık. Hep mücadele verdik, pes ettik, umudumuzu yitirdik, ama yine kalktık. Çünkü hep birileri oldu. Bir yerlerde yardımımıza ihtiyaç duyan birileri. Onun için tekrar kalktık, tekrar savaştık. Bilen bilir, mikroplar çeşitlilikleri sayesinde her türlü durumdan kurtulurlar. O adapte olmamış, farklı diye dışlananlar gün gelip devran dönünce kahraman olurlar. Toplumları çeşitlilikleri kurtarır. Sadece bakterilerde değil, insanlarda da bu böyledir. Graham’ın da filmin senaryosunda yazdığı gibi farklı olanların aklına gelir kimsenin aklına gelmeyecek fikirler. Farklı olanlar toplumu değiştirir, geliştirir, dinamik tutar, uyumu sağlar, denge getirir. Bu hafta kaybettiğimiz, farklı ve özel birinin, Yaşar Kemal’in bir sözü var ya hani, “Gözleri kocaman çocuklar için değer, mücadeleye değer, bir hayat pahasına da olsa değer”. Bence farklı olmak böyle bir şey. Belki de farklı olmak güçlü olmayı gerektiriyor değil de, güçlü olanlar farklı oluyor, olabiliyor, kim bilir.
Diğer bir etkilendiğim Oskar konuşması ise Whiplash filmindeki oyunculuğuyla ödül kazanan J. K. Simmons’a ait. Konuşmasını bitirirken dedikleri daha ziyade, niyeyse kalbime dokundular, çok duygulandım.

“Milyon kişiye falan söylemişimdir. Annenizi, babanızı arayın. Eğer bu dünyada hala anası babası sağ olan şanslı insanlardansanız, onları arayın. Mesaj atmayın, mail de atmayın. Telefonla arayın. Onları sevdiğinizi söyleyin, ve teşekkür edin ve onları sözleri bitene kadar dinleyin. Teşekkürler.”





Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s