Uykuya doyulmamış bir günün günaydını böyle olur

Trenin devasa camından dışarı anlamsız gözlerle bakıyorum. Aslında dışarı bakıyorum denemez. Bakışımdaki anlamsızlığı hesaba katarsak, pekala cama takılıp kalmış olabilirim. Camın üstündeki son yağmurdan kalma  belli belirsiz yuvarlağımsı izler dalgın bakışlar için yeteri kadar sabit bir hedef oluşturabilir. Arkada şu an olduğu gibi dağlar, göller, yeşil tepeler akıp gitse de gözler silik noktada takılıp kalacaktır. O nokta ki beyne direk bir köprü görevi görür. İnsan bir anda kendini beyninin en derin ve manasız düşüncelerinin orta yerinde bulur.

Bu manasızlık rahatsız edici cinsten değildir.  Aksine derin bir sukünete sahiptir. Arkada akan manzaralar adeta zamanla aynı hızı almaktadır. Hal böyle olunca insan ilk defa zamanın gerisinde kalma baskısından kendini kurtarıp, beynindeki saçmalıkların içinde kendini kaybetme lüksüne kavuşur. 

Bu his, mesela sabah kar tatili müjdesine uyanılan okul günlerinin verdiği hafiflikle kıyas edilebilir. Aklıma ikinci bir kıyas gelmiyor. Demek ki bu tarz fırsatlar yeterli izi bırakacak güçte karşıma çıkmıyor pek.

Öldürülecek vakit diye de tabir edilebilir. Ancak kazanılmış vakit daha yerinde olacaktır. Bu sayede ilgiyi bir anda üstlerinde bulan beyindeki saçmalıklara gelecek okursak, kopuk düşüncelerden ibarettirler. Bir düşüncede fazla yoğunlaşmadan diğerine atlayıverir camdaki noktacıktan beynin içine sızmış odağımız.

Bazen durup sorarız, demin şu vardı aklımda, buraya nasıl geldim diye. Demeye kalmadan hop başka alakasız bir anı ya da düşünce bu sorunun üstünü hünerle örtecektir. Beyindeki tüm bu anlamsız yığın öne çıkmak için birbirlerini yiye dursun, odağımız çaktırmadan onlardan uzaklaşacak, daha da hafifleyecek ve nihayet kendini bir rüyaya teslim edecektir. 

Bazen – hatta çoğu zaman bunu da hatırlamadan gözler geri açılacak – ne zaman kapanmışlardı ki? İlk önce yağmurun camdaki izleri, sonrasında da arka tarafta usul usul akan manzara geri dönecektir. Ve ne zaman ki gözler manzaradaki odaklarını geri kazanacaklar, ne zaman ki geçen bir ağaca veya eve veyahut da bir elektrik direğine takılı kalıp, görüşünden çıkana kadar takip edecekler, sonrasında da odaklanacak başka bir ağaç, ev ya da direk arayacaklar, artık manzara nehir gibi, misal akmayacaktır. 

Yavaşlayan manzarayla yorulmak bilmeden hızla akan zamanın yine gerisine düşeceğiz. Yine onu yakalama koşuşturmacası başlayacak. Gün başlayacak kısaca. Günaydın.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s