8 aralık

Günümü organize ediyordum da. Anca açtım defteri. Organize ettiğim şey de şu: iki arkadaşım birden uzun bir aradan sonra kampüse geliyor; ikisine de ayrı ayrı nasıl zaman ayırmalı? Eminim milletin daha ciddi meşguliyetleri vardır. Demin çarprazımda alt kattaki İtalyan komşu oturuyordu. Selamlaştık, sonra herkes kendi yoluna. Sempatik adam. Kendisiyle hep çamaşır muhabbetimiz oluyor, ya da […]

More

5 aralık

Demin içerisi çocuk doluydu. Beş yaşlarında mini mini çocuklar, rengarenk şapka-atkı-mont-bot kombinleri, kıpır kıpır elleri kollarıyla ve tabi kulaklara şenlik (!) çocuk şarkılarıyla ince uzun seyyar bir yuvaya çevirdi buray. Sabah oturum iznimi uzatmaya gittiğim, giderken de bir durak öncesindeki her zamanki yerimden kahvemi aldığım için bu dondurucu ayazda bol bol yürüme şerefine eriştim. Hala […]

More

2 aralık

Bugün önemli işlerim var. Onları düşünüp duruyorum bindiğimden beri. Yazmak kafamı dağıtacak umarım. Önümde bir adam oturuyor geniş omuzlu siyah ceketiyle. Kara kara tüm önümü kaplıyor. İnsanın manzarası her daim önemli, bu nedir böyle? Arka plandaki puslu havayla birleşince, garın tarihi taş sütunları ve yarım ay şeklindeki devasa camları ortaçağda hissi veriyor insana. Arkama geçip […]

More

29 Kasım

Tuvalete gitmek istiyorum. Yazılır mı ki bu buraya? Neyse, zaten bir süre bekleyeceğim herhalde. Şindi gardan geçiyorum, burda insem hemen varırım ama üşendim. Hava çoooook soğuk. Öyle soğuk ki oooo’lar yetmedi. Hafta sonu Stuttgart böyle değildi. Ama herhalde dün soğudu burası da. Daha kar yok ama buz gibi bir rüzgar buralar benim der gibi yolları […]

More

25 kasım

Bikramdan çıktım, işe gidiyorum. Üstümde huzurlu bir yorgunluk. Sağda göl, dağlar gözükmüyor bugün. Pus öyle yoğun ki karşı kıyılarla hava bir olmuş neredeyse. Çevremi alımlı taze ergenler sardı. 13’lük falanlar ama haller tavırlar sosyetik anneleri, besbelli. Kibarca bacak bacak üstüne atılmış, kıyafetler hafif şık hafif spor ve illa pahada ağır duruyorlar. Zürih’li ergenler böyle oluyor […]

More

24 kasım

Postadan kitabımı aldım, kutusu yanımda oturuyorum. Hangi kitaptı unuttum ama tahminimce resimli bir şey, kutunun boyutu A4’ten büyük çünkü. Ofiste açacağım, bakalım. Şimdi Paradeplatz’a geliyoruz. Bugün 9 numaradayım. Bu tramvayın yolunu daha çok seviyorum. Noel ışıklarıyla donatılmış şık caddelerden ve sonra da en sevdiğim kısım, gölün üstünden geçiyoruz. Nadir de olsa, açık günlerde görülen dağ […]

More

23 kasım

Yanıma oturan çocuk ne kitap okuyor acaba? Hep bir merak, hangi kitabı görsem dokunmak, koklamak isteği. Nedir bu kitpları bu kadar cazip kılan bana? Elimde kahvem, altında defterim, altında devasal şalım ve en nihayetinde çantam. Her zamanki cambazlıklar. Annemden telefon geldi, bu arada kitap okuyan çocuk dahil çevremdeki tiplerin hepsi gitti. Çocuğun kitabı neydi acaba, […]

More

22 Kasım

Ancak açtım defteri. Yolun çoğu bitmiş bile.  Bu aralar hava güzel gidiyor. Kışla köşe kapmacaya girmiş güreşi görmesek de varlığını hissediyoruz. Durağın birinin karşısında gözüme bir kitaplık çarptı. Allahallah. Ne ki acaba, hiç dikkat etmemiştim. Önünde durduğumuz pastaneyi hatırladım. Pastaları hiç iyi değildi. Böyle merkezi yerde koca dükkan aç, pastan kalitesiz olsun. İlginç yani, baya […]

More

21 Kasım

Pazartesi sabahı. Pazartesi sendromu. Kafam hiç açık değil. Başımı kaldırıp etrafa zor bakıyorum. Gözlerimde bir yanma. Demin kahve aldım açar diye ama o bile işe yaramadı. Dur şimdi en manzaralı yerden geçtik. Kendimi zorladım, kafamı kaldırıp baktım. Sanki biraz iyi geldi. Ufak bir nehir ya da işte çay mı denir, bir su akıyor yani, dağlara […]

More

18 Kasım

Tramvaydayım. Öğlen olmak üzere. Karnım kazınıyor. Gider gitmez alacağım yemeğin düşüncesine tutunup kendimi rahatlatıyorum.  Demin mırıl mırıl telefonda konuşan orta yaşlı İsviçreli amca telefonu ‘Ok ciao!’ diye kapadı.  Duraktan yeşile dönük koyu turkuvaz şapkalı bir kız bindi, şapkası fötr, pek tarz duruyor. Sarı saçlarıyla yakaladığı kontrastın da katkısı var bu havada. Yağmur çiseliyor şimdi yavaştan. […]

More